Cuma, Mart 26

Nestlé KEYF-i TAHIL


İçerken "sen ne güzell birşeymişsin" diyebileceğiniz sıcak bir içecek!!!

Yeniliklere açık olmak tek başına yetmez bunun yanında mutlaka cesarette gerekli dedirtecek bir durum benim için:) "Aman irem nasıl bir abartıdır bu" diyen bir okuyucu olabilir ama öyle... Markette fark edip denemek amaçlı alıp günlerdir birbirimize baktığımız bir anlar oldu. Ama bugün sonbuldu :) Tahıl içerikli olması saman bir tat estirsede kahveye iyi bir alternatif bence:) Nestlé benim için güzel bir içecek yapmış. Kahve çok sevmeyenler için Nestlé KEYF-i TAHIL keyfi bir başka gelecek. 3in1 şeklinde sunulan ürün fındıklı ve çikolatalı çeşitlerinide büyünyesinde bulunduruyor ...

Ne olduğunu deneyin ve görün

Cumartesi, Mart 13

M.S. 05 03 2010

1-Sen Gidiyorsun

2-Koca Çınar

3-Durma Yağmur Durma

4-Sal Sensizliğini Üstüme

5-Beş

6-Gidenin Dostu Olmaz

7-Akşamlar

8-Müsait Bir Yer

9-Gözyaşlarım Değil Onlar

10-Yolcu Yolunda Gerek

Gripinin üçüncü albümü M.S. 05 03 2010, bir milattan ibaret . Bunun kararınıda sanırım dinleyicisi belirlicek. Bu albümü sevdim. Yeni yeni dinlemeye başlamama rağmen ki genelde ilk dinlemelerde yediremem parçaları ruhuma. Ama bu albümde kimi parçalar öyle böyle değil , en azından şuanki duruma göre Track 3-5 favorim (şimdilik!). Solistleri Birol un berrak sesi bu albümde biraz daha efkarlı track 7-8-9daki sözler ve parçanın vurmalı ritimi dinleyeni kendinden geçirebilir!Özellikle nameli yerlere dikkat :)... Ama hala favorilerimde ısrarcıyım mutlaka dinlemelisiniz:)

2004deki ilk albümlerinin tadı hala damağımda aslında . Nedeni bilinmez belki ilk gripin albümü olduğundan , belki de o gençlik dönemleri bir başka yaşadığından... Full Track ruhuma işlemişti hala da işler:)

Umarım bu yeni albüm nicelerin ruhuna kaneviçe olur :)

Cuma, Mart 12

Pazartesi, Mart 1

Eyyvah Eyvah


Nedense gülümseyerek yazmaya başladım ilk kelimeleri. Bir sürü kare geçiveriyor gözümün önünden hatırladıkça o saatleri :). Ata Demirer ve Demet Akbağ'nın oyunculuğunda eğlenceli bir film izledim geçenlerde bir grup blogger ile birlikte ki bu grupta Friendfeed ten bildiğim aşina olduğum bir çok yüz vardı. Bu , sosyal ağ denen şeyin güzel bir yanıydı sanırım . BKM'den gelen davetiyeler uzun bir süredir yalnız bomboş bir başına bıraktığım bloguma bişiler yazmak için ayrı bir heveslendirdi beni. Evet şuan o satırları okumaya başladınız :) yoksa İEvet mi demeliydim:) Filmi izleyenler nedemek istediğimi mutlaka anlamışlardır.


Ata Demirer filmde tüm doğallığı ile saf tertemiz bir Çanakkaleliyi canlandırmakta. O şiveyi kullanışı + yaşadıkları macera inanın sinemadaki insanları gülmekten koltuklarından etti :)

Film, konusu itibariyle çok basit aslında. Ninesi ve dedesiyle birlikte Çanakkalede , babasının öldüğü yalanıyla büyüyen , küçük yaşta klarnet çalmasını öğrenip bundan ekmek parasını çıkartan , mahalledeki genç bir kıza gönül veren ve kızın gönlünü fetheden , bir zaman sonra babasının öldüğü yalanını bir şekilde öğrenip İstanbula onu aramaya çıkan Hüseyin'nin mecarasını anlatmakta. Macera , Demet Akbağ'nın canlandırdığı şarkıcı Firüzan ile bizim Hüseyin'nin akrabası olan attçı Ramizin terzi dükkanında karşılamalarıyla başlar ve insanlar bu macerayı koltuklarında kahkahalarıyla izlerler.


Film "Bu fasulya 7 buçuk lira" diye başlayan güzel bir müziğine sahiptir ve bu parça bana özel gösterimde davetiye kazandırmıştı:). Aslında bu soru sayesinde şarkının diğer isminin Halime Kız olduğunu öğrendim:) Zaten bunu dinlemeden filmi izlemeye başlayamıyorsunuz. Taki "EYYVAHEYVAH" adlı bir gemi gelene kadar kıvrak tarz kanınıza ulaşıyor bile. Çokta ayrıntı vermemek gerekli aslında izleyin görün işte o zaman ne demek istediğimi anlıcaksınız.


Hakan Algül'ün yönettiği Demet Akbağ ve Ata Demirer'in başrol oynadığı her an gülme riski taşıyan Eyyvah Eyvah adlı filmi izlemeyi sakın unutmayın.


İyi seyirler:)



Pazar, Şubat 28

Durman gereken yer , olman gereken sen!

Bakma ve görme arasındaki o ince çizgide olmalısın ..Yerle gök arasında yaşamalısın... Siyahıda bilmelisin beyazıda... İyiyide sevmelisin kötüyüde...

Cuma, Şubat 26

İLK NEFES



"Bebekler ana rahminde akciğerleri olduğu halde hava ile soluk alıp vermezler, solunum işlemini plesenta sıvısı ile yaparlar ve akciğerleri bu sıvı doludur. İşte bebekler doğdukları zaman ağlayarak bu sıvıyı dışarı verirler ve akciğerlerini havayla doldururlar.

Oksijen akciğere ilk girdiğinde yanmaya sebep olur bunun verdiği acıda bebeğin ağlamasına neden olur..."

Yıllar yıllar önce bunu ilk duyduğumda üzülmüştüm...

Doğar doğmaz biz nekadar korku dolu gözlerle baksakta bu davranışa, doktorlar bebekleri baş aşşağı tutup sallar ağlatırlar ilk nefeslerini alabilmeleri sağlamak için ...

Bu hayatta insanoğlunun ilk gördüğü yardım ve yaşamak için aldığı bu ilk nefes ve bu nefes acı ile gelir onlara...

Sadece dur ve düşün , ilkide olsa sonuncusuda nefes almak ne acı bu hayatta!!!

Üzül diye değil , anlaman için tüm bunlar...

Biraz önemsemek biraz zamanın biraz aldığın nefesin kıymetini bilmek için :)